Mesuliyet denilen şey öyle bir haldir ki, kendisinden kaçındıkça o insana yaklaşır. Ve insan onun üzerine yürüdükçe onu kendinden uzaklaşmış görür. Faraza mesul olmamak endişesiyle herhangi bir iş yapmaktan ihtiraz ve bu tereddütle düşüne düşüne hiçbir iş yapamayıp kendini akamete terk ve fevt-i fırsat eden bir kimse yağmurdan kaçanın doluya tutulması gibi en büyük bir mesuliyet teslim-i nefs etmiş olur.
Metanet ve fedakârlığın muharebeyi kazanmaya ne büyük âmil olduğunu fiilen anlamak üzere Plevne müdafi-i meşhuru Gazi Osman Paşa Hazretlerinin fedakârlıkları bütün Kumandanlarımıza ve Kumandan olacak olan bütün zâbitlerimize bir mekteb-i terbiye, bir misal-i vacibülimtisal olmalıdır.
Gazi-i müşarünileyhin bir gün kasabanın kenarındaki karargâhında otururken bir düşman top mermi parçasının, önündeki kahve takımını alıp götürmesine karşı gayet lâkayt bir nazarla bakması, kendilerinin hayat-ı maddiyeye ne kadar ehemmiyet verdiklerinin delil-i katisidir. Asker hayatının, vazife tehlikesi karşısında, bundan fazla ehemmiyeti olmamalıdır.