Yusuf Kalyon

Yusuf Kalyon
@Yusufkalyon
Insta: yusufkalyonn
Nisbi geriliğimizi hep eski değerlerden sapmaya bağlamıyor muyuz? Dünyanın bizim hakkımızda ne düşündüğünü çok merak ediyor, ama onların kanıları bizimki ile uyuşmadığı zaman, hemen bir "Türk düşmanlığı" efsanesinin arkasına sığınıyoruz. Ve eğer böylesine bir düşmanlık varsa, bunun nereden kaynaklanmış olabileceğini araştırma zahmetine hiç katlanmıyoruz.
Sayfa 108 - İmge, 2.baskı·Kitabı okudu
Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çünkü bilgi birikiminin gerçekten düşük olduğu ülkemizde, hemen herkes, hemen her konuda söz etmeye kendini ehil görmektedir. Bu da toplumu, kahvelerde "her şeyi bilen" kanaat önderlerinin düzeyinde dondurmaktadır.
Sayfa 66 - İmge, 2.baskı·Kitabı okudu
Düşünce
Milletin vekili olarak seçilenlerin milletin kralı haline geldiği, özgürlüğün yalnızca devleti yönetenler için var olduğu, "devlet sanatçısı" gibi unvanların verildiği bir ülkede Doğu geleneğinden kopulduğunu savunmak için henüz çok erkendir.
Sayfa 42 - İmge, 2.baskı·Kitabı okudu
Düşünce
Basmakalıp sloganlarla ifade-i meram etmeyi iş sanan çoğu aydınımız için "karanlık" olan Batı ortaçağı, özgürlüğün kaynağının şu veya bu kişi de, şu veya bu kurumda ve hatta Tanrı'da olmadığını, bizatihi insan olma durumunun bunu içerdiği düşüncesini yoğururken, Osmanlı düşüncesi padişaha (devlete) tabiyeti yüceltmenin peşinde olduğu gibi, her bireyselliği nizam-ı âlemi bozar diye hemen yok etmeye yönelmiştir (Hezarfen'i hatırlayınız)... Bugün bile özel alanlara tahammülsüzlüğünü sürdüren bir toplumsal örgütlenme içinde yaşayan bu ülke insanları, kendi geçmişlerinin ne kadar katı olduğunu algılamaya başlarken, Batı'da sivil toplumun bu kadar erken belirmiş olmasını sindirmekte güçlük çekebilirler.
Sayfa 34 - İmge, 2.baskı·Kitabı okudu
Düşünce
Daha sonra, 18.yüzyılda modern anlamıyla ulus kavramının ortaya çıkması ve bunun da büyük bir topluluk veya daha doğrusu cemaatin ülke çapında genişlemiş hali olarak görülmesi ile, otorite ve genel irade kavramları ortaçağ mirasının üzerinde yükselerek, çağdaş parlamenter demokrasinin temellerini atacaktır. Osmanlıda ise, cemaatlerin kendi otorite ve iradelerinin olabileceği kavramına, devletin her alanı kapsayan ağır despotizmi yüzünden ulaşılamamış olması, "genel irade" veya "egemenliğin ulusa ait olması" gibi kavramların ithaline rağmen, bizim "demokrasimiz" cici olmaktan bir türlü kurtulamamıştır, çünkü devletin despotizmin sınırlayacak, dengeleyecek ve nihayet de etkisiz bırakacak özerk yerellikler, incelediğimiz Doğu-Batı farklılıklarından ötürü oluşamamıştır. Bunun yanı sıra, Osmanlı toplumunda ve hatta bunca yıllık Cumhuriyet deneyinde ulaşılamayan bir kırılma noktasının yansıması da, Batı örgütlerinin (universitas) kendi iç yasama haklarının tamamen kendi varlıklarına dayandırılmasına karşılık, Doğu'da devletin otoritesine yaslanmayan hiçbir yasamanın meşruiyet kazanamamasıdır (spor federasyonlarının bile devlet kuruluşları olduklarını hatırlayınız).
Sayfa 29 - İmge, 2.baskı·Kitabı okudu
Düşünce