Dışarı akın eden kalabalığın ortasında yerime mıhlanıyorum.Taş kesiliyorum.
Açılan yarada kemiğin beyazını, cart kırmızı kasları seçiyorum. Prens Dain Yüce Kral olmasına ramak kalmışken, mücevherli hümümdarlık kaftanının üzerine yığılıyor, dökülen kanı elmasların kızılına karışıyor.
Okuduğu lanetlerin dehşetiyle yaralı elimi ağzıma götürüyorum, çığlığımı bastırır gibi, halbuki çığlık atacağım yok. Bunca zaman çığlık atmamışım, şimdi de haykıracak değilim, hele ki ortada haykıracak bir şey yokken