Aşk gönül işiydi ve onun olduğu yerde aklın yeri olmazdı. Akıldan geçmeden aşk gönle girmezdi. Duygular düşüncelere hâkim olunca başlardı aşk. Düşünceler duyguları yönlendirirken sevgiden bahsetmek kadar yalancılık olmazdı.
İslâm dininin bilime açık yüzü nerelerde kalmıştı? Hani o altın işlemeli kitapların yazarları olan İbn Sina'lar, Gazzalî'ler, İbn Haldun'lar neredeydiler?
Aşka inanmayan insanların dünyayı yöneteceklerini düşünüp ürperdim. İnsanları yüreklerinde titreyişler yoksa başkalarına karşı nasıl merhametli olabilirlerdi ki?!.. sevgiden payını alamayan yöneticiler ancak şiddet katabilirdi yaşlı dünyanın geleceğine.