Ç.

Ç.
@Z_B_C
Mutlak yargılara varma yönündeki herhangi bir eğilimi ılımlılaştırmayı öğütlerken, biz kendimizi abartılı bir şekilde yeterli görmemizi sağlayan bu kötü alışkanlıktan kurtulmayı belki de hiç başaramayız.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
arabayı çalmak için motoru çalıştırdığı anda hırsıza korkuların hangi bölümünün ve vicdan azabının hangi bölümünün acı çektirdiğini bilmek mümkün olmaz. Ne var ki, ansızın kör olan adamın iki eliyle tuttuğu aynı direksiyonu tutan, dışarıya bakarken aniden hiçbir şey göremez olduğu aynı ön camdan dışarı bakan biri kendini elbette rahat hissedemez, bu tür düşüncelerin o iğrenç ve sinsi korku canavarını, uyandıracağını düşünebilmek için fazlaca hayal gücüne sahip olmak gerekmez, ki bu korku canavarı zaten başını kaldırmaya başlamıştı bile. Ama bu aynı zamanda, daha önce sözünü ettiğimiz gibi, pişmanlıktı, doruk noktasına varmış vicdan azabıydı, ya da daha etkileyici terimlerle ifade edersek, kör adamın kapıyı kapadığı andaki çaresiz görüntüsünü hırsızın gözlerinin önüne getiren ısırıcı dişleri olan bir vicdandı.
Bir sürü aptalın saldırısına uğrayan, daha fazlasının da yok saydığı ahlaki vicdan, var olan ve daima var olmuş bir şeydir, yoksa ruh denen şeyin bulanık bir fikirden öte olmadığı Dördüncü Zaman filozoflarının icadı değildir. Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkâr etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi. Bu genel olguya bir de basit zihinlerde işlenen suçun yol açtığı pişmanlığa çoğu zaman kadim korkular da eklenince, bunun sonucunda, suçlunun işlediği suçun cezası, öyle böyle demeden, hak ettiğinin iki katı olur.
bahşedilen güvenin sonucu olan ahlaki sorumluluğun etkisinin onun suça eğilimini dizginleyip dizginlemeyeceğini, böylelikle de en sefil ruhlarda bile her zaman rastlanabilecek parıltıyı ve soyluluğu yüzeye çıkarıp çıkarmayacağını kimse bilemez.
İnsan doğası hakkında kuşkucu olanlar ise -ki hem sayıca çokturlar hem de inatçıdırlar-, önüne çıkan fırsatların insanı ille de hırsız yapmadığı doğru olsa da hırsız olmasına çanak tuttuğu da doğrudur, derler.