Ah!
Ne çok dikeni vardı ahlat ağacının tanrım,
Ulaşılamazdı,
Sen sarılmak istesen ona,
O sana sarılmazdı.
Ne çok dikenin vardı Tanrım!
Ne çok isterdim,
Sana sarılamazdım.
Ve şöyle derdim o zaman:
Ah!
Ahlat ahların ağacıydı,
Yaşlanmaya başlayanların,
İtiraf edilememiş aşkların,
Evde kalmış kızların.
Ahlat ahların ağacıydı,
Cezayir nasıl cezaların ülkesiyse,
Öyleydi işte.
Umutsuzluğa, ümitsizliğe üzerimizden gitmek bilmeyen negatif enerjiye kısacası her olumsuz düşüncemize şifa bir kere okunup kitaplığa koyulacak değil de başucunda durup her an olumsuz düşünce savar olarak kullanılabilecek nadide bir kitap.
Ne olduğumuz ile ne olacağımız arasındaki köprüden önce son çıkış. Vakit kaybedilmeden okunulması ve okutulması gereken henüz değeri anlaşılamamış bir kitap.