“Zach?” dedi yine.
“Efendim, Ahta?” diye karşılık verdim yine.
“Bundan sonra ne olacak?”
“Bundan sonra şu olacak...” Elini tutup kalkmasına yardım ettim. “Senin için dünyayı yakacağım.”
Göz ucuyla iki tabak sandviçle bir kutu
kolayı mideye indirmesini izledim.
Bitirdiğinde etrafına bakıp iç çekti. “Hiç de yorgun değilim.” Gözlerimi gazeteden ayırmadım. Belki hareket etmezsem öldüğümü düşünüp konuşmayı keserdi.