Aramızda giderek kalınlaşan bir sessizlik vardı. İçine sessiz sedasız alınan nefesleri saklayan, için için kendini yiyip bitiren, sonsuza dek sürecekmiş gibi gelen bir sessizlik...
Geride bıraktıklarına odaklanırsan önünde seni bekleyenleri göremezdin. Hayat da tam bu kaybettiğin yerde başlarda işte. Kaderden de medet umamazsın o anda. Sen gayret etmezsen o senin için kılını bile kıpırdatmazdı. En dibe vurduğunda yanan canın, daha fazla gidecek yerin olmayışın ve yalnızlığın yukarı çıkmaktan başka çare bırakmazdı insana. İşte orada hayat,yeniden daha hızlı ve bir o kadar güçlü başlar. Ağlaya ağlaya, belki de kanaya kanaya...O yüzden...Şu ana bir işaret koydum. Bu andan sonra sadece önüme bakacaktım. Bakmak zorundaydım.
Sanki terimin altında tarifsiz benden daha büyük bir şey vardı ya da bu, ruhumu tamamıyla yutmuş bir boşluktu. Bu şey her neyse bedenimi zorluyordu. İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.
Bu zamana kadar kimseye,"Seni seviyorum," dememiştim. Daha doğrusu diyememiştim. Her zaman bu hissi yaptıklarımla vermeye çalışsam da bazen duymaya ihtiyaçları olduğunu biliyordum fakat o iki kelimeyi söylemeye hiçbir zaman hazır olmayacaktım.