Karısı , çocukları evdeydiler şimdi . Yemek hazırdı. Gerçek olan buydu. Bu, gündelik yaşamdı. Sabahla gidilen işler. Akşamla eve dönüşler. Yorgun argın uykular. Aşksız günler. Huzursuz gecelerdi. Yaşam bu kadarcıktı işte. Geriye kalan ne varsa hep yitip gidecekti. Yitirilmiş şeyler olacaktı. Yitiklere acımak da boştu.
Her oyuncak onu bir yanda beklesin, o istediği zaman onları bıraktığı köşede bulsun istiyordu. Ama bu oyuncaklar insandılar. Kırıldıkları zaman ne yapıştırılabilir ne de eski hallerine getirilebilirlerdi. O da bol bol oynadı. Tüketti hepsini.