Oyunun devamlı değiştiği bu güvensizlik çağında ve saniyeler sonra, nelerin olabileceğini kestiremediğimiz yaşantımızda,
Sonbaharda dökülen yaprak mı olmak isteriz?
Yoksa yaz kış devamlı yeşil kalan bir yaprak mı
Selam Bir seriye daha veda ediyorum. #fosseptik ile başlayan maceraya #akılhastanesi ile son noktayı koyulmuş oldu.
Peşindeki seri katilden son anda kurtulmuş, en yakın arkadaşları ve sevdiği bu katilin kurbanı olan Lina ile başbaşayız bu kitapta .
Yaşadıklarından sonra psikolojisi alt-üst olan Lina aldığı psikolojik yardım ile de kendini toparlayamayınca akıl hastanesine yatırılır . Anne ve babasının kendisini tam anlamadığını düşünür. Kendisini kurtaran İsmail komisere daha yakın hisseder ve arada onunla konuşmak iyi gelir. Komiserin tayini çıkınca orada kalmak istemeyen Lina ailesini de ikna ederek İstanbul'a taşınır. Babası orada bir akıl hastanesi satın alır ve kızı bu hastaneye yatırılır.
Herkes Lina için üzülürken onun bambaşka planları vardır. Polis tarafından suçu ispat edilip yakalanamayan suçluları avlamak gibi ...
Sonuca mı bakmak lazım amaca mı? Suçlu olduğundan kesin emin olduklarını avlar Lina . Ancak sonuç olarak bakarsak insanlar ölür . O zaman seri katil ile aynı sonucu elde etmiş olmaz mı? Kanunlar önünde ikisi de suçlu olsa da ahlaki olarak , toplumun gözünde de bir suçlu mu ? kahraman mı?
Nefes kesen bir maceranın daha sonuna geldim. İsmail komiser için çok üzüldüm. Onun yerine başka biri olsa nasıl davranırdı konusu en çok soru işareti bırakan konu oldu ben de . Eminim okuyan herkes benim gibi düşünecektir
Yakalanması an meselesiydi, duvarların üzerinden tırmanarak dışarı atladı, yaklaşık 300 metre yürüdükten sonra kendisine doğru gelen taksiyi durdurarak evin yolunu tuttu.
Yere Sağlam basan adımlar bir insanın kimliğidir.
Nefes alınan süre içerisinde atılan adımlar, insanın kaderini belirler.
Ne istediğini bilmek ve bu uğurda hayallerine doğru ilerlemek, güçlü bir kişiliği beraberinde getirir.