Zeliha

Zeliha
@Zeliha_a
Öyle mi Usta? - Öyle arkadaş, öyle. Yazıktır ki öyle. Şimdiki p.z.v.nklerin hiçbirisi bir bok görmüyor. Sinan diyorsun, cami diyorsun; köprü, han, hamam diyorsun nafile! Bakınca duvar görüyor biçare. Ne kitabından bahsediyorsun sen?
Sayfa 150 - Vagon Kitap, 6. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"...Çün ehl-i vücudün yeri sahrâ-yi âdemdir Yuf kaafile vü kaafile-sâlârıa hem yuf..." Der ki Bağdatlı Rûhi bütün hırsı ile: "Mademki var olanların yeri yokluk çölüdür, Kafilesine de, kafile başına da yuh olsun!" - Ara Abi, Sinan'ın kendi ülkesinde hâlâ basılmaması inanılır gibi değil. İzin ver bütün girişimleri ben yapayım ve basalım şu kitabı Sinan'ın kendi ülkesinde. Yüzündeki biraz daha acı ve biraz da kızgın bir tebessüm ile gözlerime bakıyor. - Ulan bizim millet is-te-mi-yooor! Anla artık sen de. Diyelim ki bastık, bir sürü emek verdik. Kim gidip o kadar para verip satın alacak? Osmanlı'yı iyi anlamak lazım. Osmanlı derin ve uçsuz bucaksız bir kültür, Sinan da onun içinde bir değer, bunları bilmek istemiyor bizim insan.
Sayfa 148 - Vagon Kitap, 6. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Mimar Sinan kitabın çok ciddi bir çalışma oldu, uzun emek ve geleceğe bırakılacak çok önemli bir belge niteliğinde. - Yllarca üstünde çalıştığım Mimar Sinan yapıtlarının fotoğrafları; 1992'de Fransa'da Edition Arthaud, ABD ve İngiltere'de Thomas and Hudson, Singapur'da Archipelago Press tarafindan "Turkish Style" başlığıyla, Fransa'da ise Albin Michel Yayınevi tarafından "Deméures Ottomanes de Turquie" adıyla yayınlandı. Bu, bizim için onurdur tabii, bu kültür için çok önemli. Isin ilging tarafi bu kitabin daha Türkçesi yayınlanmadı, biliyor musun?
Sayfa 147 - Vagon Kitap, 6. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Charlie Chaplin dediğimde, bana anlatacağın çok şey olmalı diye düşünüyorum değerli hocam. - Charlie Chaplin, yani Şarlo yalnız benim için değil, tüm dünya ve insanlık için son derece önemli bir Usta, bir figür. Kim sevmez kim tanımaz ki onu! Pire gibi bir adam. Sürekli oradan oraya koşan, zıplayan, uçan düşen kalkan biri. Küçücük bir adam ama çok büyük bir adam o. Şimdi ben daha önce onunla birçok yerde karşılaştım, fotoğraf da çektim ama onlar fotoğraf değil benim için. - Neden? - Çektiğimin fotoğraf olması için benim, o insanla arkadaş olmam lazım, yakın olmam, tanımam lazım... Onu daha çok tanımayı, arkadaş olmayı, fotoğraflarını çekmeyi çok istiyordum çünkü fotoğraf böyle bir şeydir, arkasında böyle bir derinlik vardır. Yıllar sonra bu fırsatı yakaladım, onunla gerçekten tanışıp sohbetler edecek ve uzun uzun konuşup fotoğraflar çeke-cektim. O, yalnızca benim objektifim için bakacaktı, oturup kalkacaktı. Bu çok önemlidir, bilir misin? Baş başa, rahat rahat beraber çalışacaktık. Dedim ya, sonunda yakaladım bu fırsatı ve Isviçre'deki evinde bu-luştuk. Fakat karşımda siyah beyaz filmlerdeki uçan, kaçan, koşan, pire gibi bir adam yoktu. Vücuduna felç inmiş, yarı külçe gibi tekerlekli sandalyeye bağımlı bir adam vardı. Bana dedi ki "Ne istersen konuşuruz ama resmimi çekme! Ben dünyada bir tip yarattım, onu yaralamak istemiyorum." İşte bu beni çok etkiledi. Ne kadar çok istesem de zaten çekemezdim. Çekmedim Abi, elim gitmedi deklanşöre. Makineyi bile çıkartmadım çantadan. Annadın mı? Yalnızca onu izledim ve konuştuk. "Beni çekme, ben bitmiş vaziyetteyim!" diyor, tekerlekli sandalyede oturuyor. Adam düpedüz bitmiş. Böyle bir adamın her istediği yapılır. Onun, dünya kamuoyu ve insanlık önünde yarattığı şeyi bozmaya hiçbirimizin hakkı yok, olmamalı da bence.
Sayfa 100 - Vagon Kitap, 6. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
"... .Evet büyük aşkımdı. Hayatımın kadını işte Papirüs diye bir bar var burada, oraya gidip geliyorum, Sunayı orada gördim. Çok güzel karıydı, çok asildi. Türkiyenin en güzel kızlarından biriydi, çok beğeniyordum zaten, daha önce Ankara Palaśta görmüştüm ondan yıllar önce, çok beğenmiştim. Ben de etkili adamım ama. Hiç sormadım beni beğendi mi? Beğenmese ne olacak? Suna Taşkıran... Biliyor musun bunların ailesi kim? ... Çapkınlığım bilinirdi ama Suna'ya çok aşık oldum... ... Aksi herifin tekiyim, beni o toparlardı. Şimdi ne b.k yiyeceğim? .. Yalnız kalmak çok zor oluyor. Daha genç olsam mühim değil. Bana burada kamış (kazık) eden Suna değil, Allah. Bana burada kamışı atan Allah. Ne hakkı var, kim o? Kızıyorum yani, bu yalnız kalmaya. Ayvalık'ta bir ev var. Şimdi ben oraya gitsem, karı yok, ne b.k yiyeceğim orada! Her şeyi Suna yapardı. Daha 15 gün olmadı. Burada yemekten bunaldım. Sokak sokak dolaşıyo-rum. Ben ne yapayım? Yemek de umurumda değil ya. Iki kadı geliyor şimdi bana, eskiden beri gelirler. Suna iyi yemek yapardı, onların yemeğini beğenmezdi. Ben ne koysan yerim. ...Ağlamadım. Ama ağlamamak daha fenadır. Çok koyar o sana. Ağlarsan açılırsın. .. (...)
Sayfa 92 - Vagon Kitap, 6. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı