Beraber seni görmeye Şapelin kapısına geçtik. Nasılda kırışmış ellerin, ne kadar yakışmış yaşlılık sana yüzün daha bir güzel olmuş. Yanımızdan öylece çekip gittin. Raif ‘‘Gel.’’ dedi.
Ayaklarım Raif’e ruhum sana uydu. Ama bunu bir ben bir de beni yaratan bildi. Garip bir meyhaneye girdik, hala çıplak kadın resimlerinin olduğu gürültülü bir yer. Balıkçı ağlarıyla tavanına dekorasyon yapmaya çalışmışlar. ‘‘Çirkin’’ ‘‘Efendim.’’ ‘’Çirkin, becerememişler.’’
Tavanı göstererek. ‘‘Boş ver. Mezeleri güzel. Anlat bakalım neler yapıyorsun?’’ Raif iyi çocuk ama zevkleri berbat. Yoksa o Saduman karısıyla evlenir miydi? Bir gülümseme geliyor dudaklarıma yüzüm öyle unutmuş ki gülmeyi geriliyorum. Mezeler, rakı ve sıcak ekmek geliyor masamıza, dışarıya dalıyor gözlerim martıların yokluğuna çıkardığı yakarışlara dalıyorum. Şu Raif olmasa ağlayacağım.