📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kalbin ölümü fark edilmezse, ihyası (dirilişi) gecikir.
Fakat hâlâ içinde bir rahatsızlık, bir arayış, bir huzursuzluk varsa;
bil ki kalp tamamen ölmemiştir.
Rahatsızlık nimettir.
Çünkü diri olan can yanar.
III. Çöküşün Fark Edilmeyişi
En tehlikelisi şudur:
İnsan hasta olduğunu bilmez.
Kalp artık incinmez,
ama bu sağlam olduğu için değil;
duyusunu kaybettiği içindir.
Nasıl ki siniri ölen bir uzuv acı hissetmezse,
ruhu uyuşmuş bir kalp de manevî acıyı hissetmez.
İşte sessiz çöküş budur.
Ne gözyaşı vardır,
ne isyan,
ne arayış…
Sadece alışma.
Ve alışmak, bazen en büyük kayıptır.
II. Gafletin Kalınlaşması
Gaflet (hakikatten uzak bilinçsizlik) ilk başta ince bir perdedir.
Sonra kalınlaşır.
İnsan artık kendini sorgulamaz.
Yanlışlarını savunur.
Eksiklerini meşrulaştırır.
İşte burada kalbin ölümü yaklaşır.
Bu ölüm bedensel değildir;
manevî atâlettir (ruhun tembelleşmesi ve donuklaşması).
Atâlet, insanı kötülüğe sürüklemekten ziyade iyilikten alıkoyar.
Kişi artık büyük günahlar işlemez belki;
ama büyük hakikatlere de yönelmez.
Vasatlık (orta hâllik) bir sığınak gibi görünür;
oysa çoğu zaman bir mezardır.