İnsanlık vasfını gitgide kaybettiğini yine, eli başının altında, tavana anlatmaya çalışıyordu Ömer. Zaten bu hasat vaktinde tavandan başkası çekemezdi Ömer’i. İşte tam böyle bir gece, yatsı namazından sonra naat yazmaya karar verdi. Ama bu gece olmazdı, çünkü erkenden tarlaya gitmesi gerekiyordu. Tarlanın sahibi, agresif, yaşlı bir adamdı; şehirliydi. Geç kalsa ne diyecekti, “Naat yazıyordum,” mu? Hayır, hayır; bunu diyemezdi, çünkü anlatamazdı derdini. Zaten kimseye dert yanmak da değildi derdi. Sevdiği ölünce o zaman harcamıştı bu yıl olan ağlama hakkını. Hay aksi şeytan! Oysa yeni bırakmıştı tırnak yemeyi.