Süreyya isimli Hıristiyan rakibinin oğluna karşı kendi oğlunu tahta çıkmaya zorlayan annesi Aişe'nin, gözü yaşlı bir şekilde Gırnata'yı terk etmek durumunda kalan Ebû Abdullah'ı şöyle azarladığını yazacaktı tarih: "Erkekler gibi savunmadığın bir toprak için, şimdi kadınlar gibi ağla bakalım!"
Soykırım ve katliamlar gerçekleştiğinde söyleniveren "Bir daha asla!" sözü, her şehitlik ziyaretimde bir kez daha anlamını yitiriyor benim için. Srebrenista'da da aynısı oldu. "Asla unutmayacağız!", "Unutursak kalbimiz kurusun!", "Bir daha asla buna izin vermeyeceğiz!"... Mezar taşları cevap veriyor adeta bu sloganlara: Ey diriler, boşuna yalan söylemeyin!
Korkarım, sevdiğimiz birçok insana yaptığımız gibi Aliya'yı da sloganlara kurban edip tüketmeye başladık çoktan. Ona dair bildiklerimizin birkaç ünlü video parçacığıyla bazı ünlü cümlelerinden ibaret olması ihtimali, gerçekten ürkütücü.
14 Ekim 1991'de Yugoslavya Meclisi'nde konuşma yapan Sırp lider Radovan Karadziç'in Müslümanların yok edileceğine dair tehditlerine karşılık, Aliya gayet sakin bir şekilde "Bizi yok etmekle tehdit ediyorlar. Ama bilsinler ki Müslümanlar yok olmayacaktır!" demişti. Yok olmak... Ölüm bir son olmadığına ve biz Müslümanlar da bu dünya için yaşamadığımıza göre, evet binlerce şehit verse de Bosna, Müslümanlar yok olmamıştı işte. Olmayacaktı da.