Bizim bayramımız, topraklarımızın özgürleştiği; Mescid-i Aksa'mızın Yahudi işgalinden temizlendiği ve Siyonist zindanlarında ömürleri çürüyen kahraman direnişçilerin hür olduğu gündür!
Ramazan geldi, sonra da bayram... Bilmem bu kaçıncı Ramazan, kaçıncı bayram... Ömür geçiyor, yıl üstüne yıl konuyor; ama biz esirlerin hali değişmiyor. Dediler ki: "Bugün bayram." Ben de onlara cevaben: "Bayramın ne olduğunu nereden bileceğim ki! Bütün günler benim nazarımda aynı!"
Kabrim; namazım, ibadetim ve duam için mescit; alıştırmalarım ve sportif aktivitelerim için spor salonu; yemeklerimi yediğim ve ihtiyaçlarımı giderdiğim ev gibidir. Benim için yeryüzü iki üç metrelik bu alandan ibaret. Tavan ise benim boyumdan daha kısa. Bu yüzden dik durmayı bile özledim. Gökyüzünü ise senelerdir görmedim! Bu hücrede benim için önemli olan tek şey dinim...
Bir numaralı hücrede bir numara olmam gerektiğini öğrendim. Şu ikisinden birisi arasında seçim yapmam gerektiğini kavradım. Ya âlemlerin Rabbi olan Allah ile beraber olacaktım; ya da yeryüzüne zulüm saçan tağuti güçlerle? Ya hak için Hakk'la beraber bir yaşamım olacaktı; ya da zalimlerin hedefine hizmet eden sıradan bir yaşantı... Ben zorluğuna rağmen halkımı ve Hakkı seçtim.