Bulunduğum kabirde ölüm sessizliği vardı. Bu yüzden Kur'an tilaveti esnasında, namazlarımda ve günlük ibadetlerimde duyduğum tat o kadar lezzetli ve huzur vericiydi ki ona denk gelebilecek bir tat bilmiyorum. Kelimelerim bunu tanımlamada yetersiz kalır. Bundan daha temiz, daha tatlı, daha huzur verici bir tat olamaz! Tek kişilik kabirde sessizliğin tadının ne olduğunu nereden bilebilirsin ki! Bunu ancak yaşayan bilir...
Mensubu bulunduğum direniş okulu, Allah'ın benim için çizdiği kaderine nasıl teslim olacağımı, imtihanın her çeşidine rağmen cihad yolunu nasıl devam ettireceğimi, esirlik hayatını nasıl yaşamam gerektiğini; maddi zaferden önce manevi zaferi nasıl elde edeceğimi, tabancamdan önce kalemimle nasıl başarıya ulaşacağımı ve kurşunlarımdan önce kelimelerimle nasıl direneceğimi bana öğretti.
"Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Benim bahçelerim ve cennetim göğsümdedir. Nereye gidersem gideyim benimle beraber gelir. Hapse konulmam halvet, öldürülmem şehadet, yurdumdan çıkarılmam ise hicrettir. Gerçek mahkûm, Allah'ın zikrinden uzak olandır. Hakiki esir ise nefsine köle olmuş kişidir."