“İki Şehrin Hikâyesi”, insan kalbinin karanlıkla aydınlık arasında nasıl gidip geldiğini gösteren büyüleyici bir roman, devrimden taşan öfkeyi, adaletsizliğin gölgesinde ezilen hayatları etkileyici bi şekilde anlatmış.
Bence Bu kitapta her karakter bir duyguyu temsil ediyor;
Dr. Manette acının sessizliğini, Lucie iyiliğin şefkatini,
Sydney Carton insanın kendini yeniden bulma gücünü ve fedakarlığı,
Charles Darnay, “vicdan” ve “temiz bir başlangıcı,
Lorry, sadakat, sorumluluk ve “güvenilirliliği
Ve tüm bu hikâye, iki şehir arasında değil; insanın içindeki iki dünya arasında geçiyor bence ve roman biterken insanda şöyle bir duygu bırakıyor;
Dünya ne kadar karanlık olursa olsun, bir insanın yüreğindeki ışık her şeyi değiştirebilir.