Hiçbir arzusu olmayan bir fakir, en büyük hazinelerin sahibi ve kendi kendinin hakimidir. Mal mülk arzusu içini kemiren bir zengin, sefil bir esirden ibarettir.
Nasıl oluyor da, kolsuz ve bacaksız doğan insanlardan faydalanmayı akıllarından bile geçirmeyen dürüst ve duyarlı kişiler, düşük bir zeka düzeyiyle doğanları istismar etmekte bir mahsur görmezler?