◆ Sadegül Kuru ◇ SADEceGÜLümse ◆

◆ Sadegül Kuru ◇ SADEceGÜLümse ◆
@ZeynaRei
> Güçlü insanlar her şeyde kazananlar değil, Düştüklerinde kalkabilenlerdir... < Düştüğümde kalkmamı, kimseden yardım beklemeden kendime yetebileceğimi anlamamı sağlayan kahramanlara sevgiyle... #zeyna #rei
"Kendinle gurur duymak şımarıklık değildir, kendi azmin ve başkalarının da yardımı ile başarılı olduğunu teyit etmektir. "
Reklam
" İnsanın hayatının her anıyla yüzleşmesi kolay değildir..."
" -Yeniden Mariam Qatami olamam... Bu, bir seçenek bile değil. Tüm belgelerim, buradaki tüm kayıtlarım Ritika Ghosh adına kayıtlı. Benim hayatım artık bu." - İsim değişikliği için dava açman gerektiğinden bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim içsel bir kabullenme. Mariam Qatami hâlâ senin bir parçan, unutulmuş ve önemsiz bir sıfat değil. Kuveyt'te doğup büyüyen, Körfez Savaşı'nı gören, Ritika adıyla yaşayan, hatta Tareq ile evli olan tüm bu kadınlar sensin. Geçmiş hiç var olmamış gibi davranmak kimseye fayda sağlamaz. Sırlarının şimdiki evliliğinin üstünde nasıl bir baskı yarattığını kendin de görüyorsun."
"Torbanın içindeki kitabı aldı ve Mariam'a uzattı. Mariam vişneçürüğü rengi kapağın üstüne işlenmiş altın renkli Baba yazısını inceledi. 'Yırt' dedi Tareq. Mariam önce Tareq'e, ardından kitaba baktı. Kitabi mı yırtayım? Annesi her zaman kitapların paha biçilemez. olduklarını, onlara saygı gösterilmesi gerektiğini söylerdi. Nasıl yırtayım? Gözlerini kapattı, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Sağ kurtulmamın tek bir yolu var. Mariam kitabı ortasından açtı, bir kenarından çekti ve kitabın sırtından ince bir yırtılma sesi işitildi. Sayfaları biraz daha çekiştirse de zihninde annesinin sesinin yankılandığını duyabiliyordu: 'Kitaplara her zaman saygı gösterilmelidir. Bunu asla unutma, Mariam... Onları sevebilirsin. onlardan nefret de edebilirsin ama asla saygısızlık etmemelisin. Biri bir kitap yazdığında o kağıda ruhundan da bir parça bırakır.' "Lütfen... Benden yırtmamı isteme. İade ederim, lütfen, bir kitaba zarar veremem." Mariam, Tareq'in bakışındaki ifadeyi görebiliyordu. Bu sefer kaçmayı denedi ama daha bir adım bile atamadan başına yeni bir darbe aldı. Cam sehpanın üstüne düşünce her tarafı kırık cam parçalarıyla kaplandı. Başını önce kanepe- nin kenarına ardından yere, halı ile mermer zemin arasında kalan kısma çaptı. Sonra her şey karardı."
"Bu sloganı haykırmayan ya da susan insanlar hain ilan edildiler... oysa diğerleri vatanseverdi. Vatansever olmak için sürekli "Ülkemiz, haklı ya da haksız," diyip durmak, bu küçük savaşa vurgu yapmak gerekiyordu. Bu sloganın ulusa bir hakaret olduğunu fark etmediniz mi? Çünkü bir cumhuriyette "Ülke" kim ki? O anda yönetimde olan hükümet mi? Hükümet yalnızca bir hizmetkârdır... geçici bir hizmetkâr. Doğrunun ve yanlışın ne olduğuna, kimin vatansever olup kimin olmadığına karar verecek imtiyaza sahip olamaz. Onun görevi emirlere itaat etmektir, emir vermek değil. O halde "Ülke" kimdir? Gazete mi? Kilise mi? Okul müfettişi mi? Bunlar ülkenin tamamını yansıtmamaktadır; onlar komuta edemez, komutada yalnızca ufak bir payları vardır. Binde birlerdir: Komuta ise binin tamamına yayılmıştır; neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verecek olan işte bu binlerdir; kimin vatansever olup kimin olmadığını da onlar belirler. Peki ya binler kimdir? Yani "Ülke" kimdir? Bir monarşide ülke, kral ve ailesidir; cumhuriyette ise halkın ortak sesidir. Her biriniz kendi sorumluluğunu alarak konuşmalıdır. Bu sorumluluk önemli ve ağır bir sorumluluktur ve kilisenin, basının, hükümetin ya da siyasetçilerin boş laflarıyla bir kenara atılamaz. Herkes neyin yanlış neyin doğru olduğuna, neyin vatanseverlik olup neyin olmadığına kendi karar vermelidir. Bu işten kaytararak insan olamazsınız. Kendi fikirlerinize karşı gelmek niteliksiz ve affedilemez bir hain olduğunuzu, hem kendinize hem de vatanınıza ihanet ettiğinizi gösterir. Bu durumda insanlar sizi istedikleri gibi yaftalayabilir. Eğer bütün bir ulusun aksi bir fikre sahipseniz ve bu fikir size göre doğruysa, kendiniz ve ülkeniz için gereken görevi yerine getirdiniz ve başınızı dik tuttunuz demektir! Utanacak hiçbir şeyiniz yok."
Reklam