Dünya kadına, erkeklere dediği gibi "Yazmayı seçersen yaz, benim için fark etmez."demedi. Dünya kahkahaları boğularak şunu dedi: "Yazmak mı? Senin yazmandan ne çıkar?"
Fakat ben, diye sürdürdüm yeniden kitap raflarına bakılırken, 18. yüzyıldan önce kadına dair hiçbir şeyin bilinmemesini çok üzücü buluyorum. Kafamda evirip çevirebileceğim hiçbir model yok. İşte burada çıkmış Elizabeth döneminde kadınları neden şiir yazmadıklarını soruyorum ve nasıl eğitim aldıklarından, yazmayı bilip bilmediklerinden, kendilerine ait oturma odaları olup olmadığından, kaç kadının 21 yaşından önce çocuğu olduğundan verilir kısaca sabahın sekizinden akşamın sekizine kadar ne yaptıklarından emin değilim. Belli ki paraları yoktu; Profesör Trevelyan'a göre beğenseler de beğenmeseler de genç odalarından çıkmadan, çok büyük ihtimalle on beş,on altı yaşında evlendiriliyorlardı. Hal böyleyken kadınlardan biri ansızın Shakespeare'in oyunlarına yazıverseydi aşırı derecede garip olacağı sonucuna vardım artık yaşamayan ama galiba o zamanlar psikopos olan o yaşlı adamın, geçmişteki, ve şimdiki ve gelecekteki herhangi bir kadının Shakespeare'in dahasına sahip olmasının imkansız olduğuna dair beyanını hatırladım. Bu konuda gazetelere yazılar yazmıştı. Ayrıca kendisine bilgi edinmek için başvuran bir hanımefendiye, kedilerin aslında cennete gitmediklerini söylemiş virgül öte yandan bir tür ruha sahip olduklarında eklemişti. Bu yaşlı beyefendiler insanı nasıl düşünmekten kurtarırlardı! Yaklaşımları karşısında cehaletin sınırları nasıl da geri çekilir! Kediler cennete gitmez. Kadınlar Shakespeare'in oyunlarını yazamaz.
Yaratıcılık alanında kadın en önemli yere sahiptir, gerçekleri tamamen ehemmiyetsizdir. Şiir sanatını baştan başa kaplar; tarihte ise bulunmaz. Kurmacada kralların ve fetihlerin hayatlarına hükmeder; gerçekte ise ebeveynlerinin zorla parmağına yüzük taktığı herhangi bir oğlanın kölesidir. Edebiyatta ilham dolu sözlerin, derin düşüncelerin bazıları onun dudaklarından dökülür; gerçek hayatta ise anca okur, güç bela heceler ve kocasının malıdır
Kadınlar korunan cinsiyetken gözlemlenen olgulara dayanan tüm varsayımlar yok olacak; örneğin (bu noktada bir tabur asker sokaktan geçti) kadınların ve din adamlarının ve bahçıvanların diğer insanlardan daha uzun yaşadıkları varsayım. O korumayı kaldırın virgül kadınları aynı etkinlik ve uğraşlara maruz bırakın, asker ve denizci ve şoför ve liman işçisi yapın , o zaman kadınlar erkeklere göre öylesine genç ve hızlı ölecekler ki insanlar eskiden "bugün bir uçak gördüm" dedikleri gibi artık "bugün bir kadın gördüm" diyecekler. Kadınlık korunan uğraş olmaktan çıktığında her şey olabilir diye düşündüm kapıyı açarken.
Birbirleriyle aynı çağda yaşamış hevesi gözlemcilerin arasına doğrudan bir çelişki vardı. Kadınlar eğitim görmek için yeterli miydi yoksa yetersiz mi? Napolyon yetersiz olduklarını düşünmüştü. Dr.Johnson ise tersini düşünmüştü. Ruhları var mıydı, yoksa o
yok muydu? Bazı ilkeler, olmadığını söylerler. Başkaları ise aksine kadınları yarı ilahi görür ve bu nedenle onlara taparlar. Bazı ermişler kadınların beyinlerinin daha sığ, ötekiler ise bilinçlerinin daha derin olduğunu savunurlar. Goethe onları onurlandırırdı;Mussolini ise hor görürdü. Nereye bakılırsa bakılsın, erkekler kadınlar hakkında kafa yorarlar ve çeşitli biçimlerde düşünürlerdi.