"Bedeni bir kent onun. Yüreği karanlık geniş bir meydan. Parmakları yoldan geçenler, saçları sokak lambalarının ışığı; dizleri 2 apartman. İnsanların yolunu açmaya çalıştı o. Yanaklarını ve kalelerini açmak için uğraştı. Sokakların böylesine can acıttığını bilmiyordu. İçinde bunca sokak olduğunu bilmiyordu. Bedenini alıp bedeninden çıkmak istiyor ama anahtarın yerini bilemiyor. Aklımı yitirmekten korkuyorum. Aklımın anahtarını birinin elimden almasından korkuyorum. "
"Demek zifiri karanlık basmadan aydınlık olmayacak gerçekten. Gerçeği bilmeyen biri için birinin ölü ya da çok uzakta olması arasında bir fark var mıydı? "
"O sabah kızının mutluluğu uğruna kızının mutluluğunu satmıştı. Bazen böyle bir bedel gelişir ve ödendikten uzun bir zaman sonra ağırlaşırdı. Böyle bir alışveriş yaşayan bir dengeydi, kadın bunu son 3 yıldır damadının ortadan kaybolmasından sonra anlamıştı. Kar ve zarar aslında birbirleriyle iletişim kurmak için bir satıcıyı kullanırdı, oysa aslında kendi aralarında alışveriş yapar ve günü geldiğinde birbirlerini dengelerdi."
" -şimdi bununla mı avunayım yani?
-evet.
-şimdi mutlu olduğum günleri de elimden almak istiyorsun.
-şu an yitirdiğini sandığın kadar çok şeye sahip olmadığını söylemek istiyorum sadece. "