Göreceksin ki hayatın zevki değişikliktedir... Ama öyle elbise değiştirir kadar basit olanlarında değil, hayatına yeni bir istikamet verecek kadar büyük tenevvülerde*...
(Çeşitliliklerde )
... Çünkü öyle anlar olur ki; insan, çok cüretli denebilecek şeylere bile kalkar, hiç akranı bile olmayanlara hücum eder; fakat hücum edeceği şeyin yalnız bir fikir, görünmez bir kuvvet, bir "tesadüf" olması, onu yerinde oturmaya mecbur eder... Halbuki, mademki eninde sonunda hep birdi ve hiçbir zaman şimdi olduklarından daha fena olmaları mümkün değildi, niçin "tesadüf"e de hücum etmekten çekinmeliydi ?
Doğru değil mi ama?
Şu dünyayı adam akıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adam akıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?
Akılda kalan öyküleriyle Sabahattin Ali yine okunmaya değer bir eser vermiş.
Özellikle kitaba da başlığını verdiği değirmen adlı öyküsü çok çarpıcı ve aşkın tanımına örnek nitelikte bir hikaye. Birinci ve ikinci kısım öyküleri 3.kısım öykülerinden nispeten daha iyi.