Öncelikle şunu belirtmek isterim; kitabı tasvir etmek yerine, okurken bende uyandırdığı duyguları paylaşmak istiyorum.
Kitabın başından sonuna kadar bize vermeye çalıştığı en büyük mesaj; sorunların ardı ardına geldiği en karanlık gecenin bile ardından, güneşin yüzünün en neşeli haliyle doğacağıdır.
Dertlerimizin bizi hiç olmadığı kadar yalnız hissettirdiği günlerde bile, çevremizde bizi anlayacak birilerinin olduğunu unutmamak gerektiğini hatırlatıyor.
Kitapta geçen Yeonnam-dong’daki çamaşırhane, hayatın su gibi akıp geçtiği, zamanın anlamını yitirdiği bu koşuşturmacadan çıkıp nefes almak için en uygun yer gibiydi.
Kitabın içine girdiğimde zaman algımı kaybettiğimi söyleyebilirim. Kendimi, Mayıs ayının başlarında kiraz ağaçlarının altında oturup çiçeklerle kaplı gökyüzüne bakarken, saçlarıma dökülen kiraz çiçekleriyle birlikte bulduğum çok fazla anım oldu.
Hayatın bitmek bilmeyen isteklerinden ve yoruculuğundan biraz olsun uzaklaşıp nefes almak isterseniz, tatlı mı tatlı hissettiren bir kitap arıyorsanız, bu kitaba göz atmaya kesinlikle değer.