Kitabı bir kaç ay önce okumama rağmen başkentin gri kasveti ve kalabalığı içinde ve bilinçsizce ezberimden bir kaç dizesini ard arda tekrarlamış olduğum sancılı dizeler. Kitabı okurken yazarın yaşadığı yoğun duyguları hissetsem bile bu duygu durumuna günün sıradan bir saatinde, zihnimin ücra bir köşesinde yakalanmamla beraber yazarı bir an olsun "anlama" olasılığından kaçamadım.
Bir kaç ay önce şehir değiştirirken oluşan eşya yükümden dolayı yanıma alma hakkına sahip olduğum üç kitaptan biri. Hangi sayfasını açsam hangi dizesini okusam kaçmaya çalıştığım yoğun duygu trafiğimi dizginliyor ve beni yüzleştiriyor. Kendimi hangi dille olursa olsun en çok Rabbime anlatmam gerektiğini hatırlatıyor, biraz da örseliyor Çünkü şair diyor ki:
"Rabbim bu insanlar şiirden ne anlar?
Artık şiirlerimi yalnızca sana okuyacağım.
Kitabından biliyorum kalemin güçlü."
Şiirlerin içinde bazı şiirlere ve şarkı sözlerine gönderme yapılmış. Kalabalıklar arasında evvelden tanıdığım bir yüzü görmüş hissine kapılıyorum. Yoruluyorum. Hasretini çektiğim bir tutam sevgi, etmeyi bilmediğim bir parça sitem ve tutunduğum İnşirahı hatırlatıyor.