Paralel zamanda "Aşağılık yer" adında bir köy vardı. Köyün bir mahallesinin tarlalarında inanılmaz mücevher bulunurdu ama bu tarla sahiplerinin ağızları açlıktan kötü kokardı. Koyun bir diğer ucunda ise tarlalarında mücevher olmadığı halde mücevher dükkanları bulunan zengin ve çağdaş insanlar yaşardı. Onlar gelişmiş olduklarından ağzı kokanlardan nefret ederlerdi.Köyün mahallelerinden biri sınır kavgası yapardı her yıl kutsal bayramda tepedeki mahalle aşağı iner ve millete kan kustururdu. Gel zaman git zaman bu köyde bir ağa peydah oldu. Hem de nasıl hayırsever bir ağa! Hemen bir vakıf kurdu. Ağzı açlıktan kokan mahalleye aşı bağışları yaptı. Silahlarla insanlara saldıran mahalleye hiç ilişmedi ne hikmetse ama aslında çok hayırsever olduğu için bütün köyü düşünüyordu. Şöyle ki bir de baktı bu köyde iklim bir garipleşti. Derhal dedi inekleri gebertin hepsi onların yüzünden. Küçüklüğünde onu inekler çiğnediği için ineklerden nefret ediyordu. Ve bir hastalık peydah oldu, ağa hemen talimatları köyün doktoruna verdi.Köyün doktoru talimatları iyice belledi. İnsanlar korkudan beyinlerini yitirmiş gibiydi.Bu sebeple ağa ne derse onu yapmaya hazırdılar. Ve tabi ki cömertlikte sınır tanımayan ağa hemen bu hastalığın da aşısını buldurtuverdi. Aradan kaç sene geçti bilinmez. Birden köylüde bir kalp krizidir başladı. Önce tarlalarında mücevher çıkan köylüler öldü. Mücevherler ağaya kalmıştı,iyiliklerimin karşılığını alıyorum diye düşündü. Sonra köyden sevmediği herkes ölecek diye beklerken, işler ters gitmeye başlamasın mı! Nankör köylüler! ........ Zeynep İpek Usta 12Ekim2021