“Zaten yüreğinde olan bir şeyi başka yerlerde arama. Ben kimim ki senin yerine düşünebileyim? Benim giysilerim de kirli ve yırtık pırtık. Yüreğim de bir taş gibi kırık. Ve yüzümü yırtan gözyaşları döküyorum. Ama gördüğün gibi sesim dingin, daha da ötesi huzurlu. Seninle konuşurken dudaklarımda barış var. Kelimelerimde, cümlelerimde barış var. Seninle yedi yaşında, dokuz yaşında, yirmi yaşında, bin yaşında bir sesle konuşuyorum. Duyuyor musun o sesi?”
Bu sesi duyuyor musunuz?