O kadar yorulmuşum ki, yorgunluğun ne demek olduğunu bile unutmuşum. Bir durgunluk yemini içmiş dudaklarım. Kurak, yara bere içindeler. Söylemeye dilim varmıyor bazen ismimi sorduklarında. Geveliyorum ağzımda ama çıkmıyor adım dilimden. Atmıyor kendini sözcüklerin içine. Sesim saklanmış sanki içimde bir yerlere. Gizliyor kendini. Sessizlikle örtüyor üstünü. Ölüm fermanını bekler gibi sabırsızlıkla, kıpırdamıyor bile yerinden. Kimse de kıpırdatamıyor onu, kimsesizliğinden...