Bulutlara uzanan hayallerim var benim. Gökyüzüne merdiven kurulamayacağını öğrenecek yaşı çoktan geçmeme rağmen hem de. Öyle çocuk bir tarafım var ama bir tarafım da büyümüş çoktan. Yaşlanmayı reddetmiş,gül bahçelerinden geçmiş ama dikeni de sevmiş gibi...
Emin olmadığım şeyler var benim,şüphe duymaya üşendiğim belki de korktuğum şeyler var. Ama korkmadığım şeyler de var hâla... Sevmek ve bir karşılık beklemek gibi. Bulutlara dokunamayacağımı bile bile gökyüzüne zıplamak gibi.
...
Bu hayatta herkesin takılıp kaldığı bir yer vardır.Benimde öyle ama takılıp kaldığım yer sen değilsin. Ben çok takılıp kaldım ama insanlara takılıp kalmadım. Sevgiye takılıp kaldım mesela neden bu kadar çok sevdiğime takılıp kaldım.
Hak etmeyen insanlara neden değer verdiğime takılıp kaldım mesela . Böyle içi boş görünen ama bir yandan da yıpratıp üzen,insanın neşesini alıp götüren şeylere takılıp kaldım.
Sonra bir gün herşey değişti. Anladım ki insan takılıp kalınca en büyük zararı kendisine veriyor. Geçmişe takılıp kalmayı bir kenara bıraktım. Önüme de bakmadım. Yaşadığım ana baktım sadece ve bir şarkı açıp ona takılı kaldım.
Şöyle diyordu şarkıda;
"Sevdim, kaç kere bilemem
Yaşadım, yok inkar edemem"
Dinlersin belki
Mutluluklar bi anda geçip giderken mutsuzluklar bir takım izler bırakır. Hatta bazen öyle izler kalır ki ne kapatmaya gücümüz yeter ne de öyle açık bırakmaya.
... Hissedilen şey bir başkasının acısı değil kendi acınızdır ve kapanmayan o iz sizin kalbinizden başka bir yerde değildir.
... Bu kalp nasıl toparlanır bilmiyorum.
... Biraz yoruldum,birazdan fazla bekli de... Artık kapanmayan izlerin derdine düşmüyorum. belki de en iyisi böyle bırakmaktır. Belki gerçek tedavi o kapanmayan izlerin içinde saklıdır.