İnsanın aynası olduğu kadar hayalleri var, cenneti var, ütopyası var. Yani insanın içinde korlar, korkular ve korkunçluklar var. Kabahat gibi yaşamak, mecburmuş gibi yadsımak, sıradanlaşmış bir firar hep yanı başımızda bizi dürtmek için var. İnsan bu kadar ‘var’ ile ‘ol’ arasında sıkışmış hatta nefessiz kalmıştır. Evet, yaşamak ölmeyi kabul etmekle başlıyor.