İnsanoğlunun yaratılışı gereğidir ki kendi mutluluğunu yalnız kendisinin bilmesi ile yetinmez, başkalarıda görsün, duysun ister. Hatta bir adam gerçekten mutlu olmasa bile, insanları, kendi saadet haline inandırmak için hilekârlığı ve yalancılığa bile başvurur.
O şehvet denilen şey yok mu? Pek kötü bir şeydir. Ama gerçekten pistir. “Aşkın ruhu“ denilen hayali, kişiliğin temiz elbisesi, kötü şehvet ile kirlenince zevki kaçar; fakat o zaman hırslı insanın gözlerine perde çektiği için, adam o lekeyi göremez.