İtalya ile ayaküstü bir antlaşma yapıyor bizimkiler: Uşi antlaşması. En dikkat çeken tarafı da şu:’ Biz Balkanlar’la mücadeleyi bitirene kadar, Ege’deki 12 adet sizin, İtalya kontrolünde.’ diyoruz. Sebep ne biliyor musunuz? Yaklaşık 30 yıldır, Osmanlı donanmasının büyük ölçüde çürümeye terk edilmesi ve yeni savaş gemisi alınamaması. Kimisi de diyor ki, dönemin padişahı,’ ulan bana darbe yapar bu donanma, o yüzden çok da şey yapmayalım’ diye kenarda tuttuğu için. E elimizde bir donanma yokken, olanı da zaten çürümüş batmışken, biz nasıl adaları savunalım? Belirli bir süre karşılığında iteliyoruz Italya'ya.
Ya bir tahayyül et durumu: Yunanistan, guncuk bir ülke, bir tane savaş gemisiyle, Averof savaş gemisiyle, Osmanlı toprağı olan Egedeki bazı adaları abluka altına alıyor. Tek başına. Taş bile atmıyor bizimkiler. Yok! Donanma yok moruk, yok! Bulgarlar, bugünkü Atatürk Havalimanı'nın olduğu yere kadar, Yeşilköy' e kadar ilerlemişler. Hop, aceleyle onlarla da bir barış antlaşmaşı. Barış antlaşması yapıyoruz ama 1913te tekrar saldırıyorlar. Bu arada yaptığımız o akıl oyunları, o antlaşmalar, frenler, gazlar kendi aralarında birbirlerine düşmelerini de sağlamıştır. Bulgarlar geldi ya, Yunanlılar, Sırplar ve diğerleri 'Pastadan daha büyük pay alacağız? "Hayır biz daha büyük pay alacağız" diyerek gidip Bulgaristan'a saldırıyorlar. Biz de bundan istifade ederek, 1. Balkan Savaşı'nda kaybetriğimiz o Kırklareli ve Edirne'yi hop, gidip geri alıyoruz. Birini bir yerde durduruyoruz, birini bir yerde kıstırıyoruz, birine bir akıl oyunu yapıyoruz, 2. Balkan Harbi de bitiyor, ama biz de bitiyoruz. Çünkü çok diş izi var üzerimizde. Diz çöktürüyorlar bize.