Marksistler olarak, iktidardaki sınıfın en gelişkin yönetme aygıtının devletler olduğunu biliyoruz. Her devlet bir sınıfın çıkarına hizmet eder. Bir sınıfın diğerleri üzerinde tahakküm kurmasını sağlayan araçtır. Oysa patronlar, dünyanın her yerinde küçük bir azınlıktır. Öyleyse devlet aygıtını elinde tutan patronlar, küçük bir azınlık olarak, toplumun büyük çoğunluğu üzerinde devlet aracılığıyla bir diktatörlük kurmuştur. Biz ise toplumun büyük çoğunluğunun çıkarlarının merkeze alındığı bir toplumsal düzen inşa etmek istiyoruz. Elbette böyle bir düzeni kurmak ve işletebilmek için ona uygun şekilde düzenlenmiş bir devlet aygıtına ihtiyaç duyacağız. İktidar ve devlet aygıtının sermaye sınıfının elinden alınarak işçi sınıfına geçmesine, işçi sınıfının o iktidarı fethetmesine sosyalist devrim adını veriyoruz. Bu, değişik ülkelerde farklı yol ve yöntemlerle hayata geçebilir. 1917 Çarlık Rusyası'nda bir şekilde meydana gelen devrim, 1959 Kübası'nda başka şekilde, Çin'de veya Doğu Avrupa ülkelerinde farklı biçimlerde gelişmiştir ama sonuç olarak hepsinde iktidar sermaye sınıfından emekçilere geçmiştir. Bu siyasi geçiş, devrimin başlangıç aşamasıdır, ancak iş orada bitmez. Ondan sonraki aşama, kapsamlı bir dönüşümü anlatan toplumsal devrimdir. İktidardaki işçi sınıfı, yeniden düzenlediği devletin de olanaklarını kullanarak tüm toplumsal yaşamı yeniden inşa eder ve bu evreyle birlikte komünist topluma kadar giden uzun süreç başlar.
Tüm hücreleriyle bir anda çözülmesi gerçekçi olmayan bu sömürü düzeninden, sınıfların ortadan kalktığı bir topluma geçiş için gereken sürece sosyalizm adımı veriyoruz.
genci yaşlısı, zengini fakiri, herkesin yakalandığı bir hastalık olan, aşk. Önce bir şaire, Mayakovski'ye kulak verelim, bakalım ne demiş aşk hakkında: "Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır…"
Bugün de bu düzende para için insanların birbirlerini öldürmesi normal görünüyor. Nasıl mı? Miras kavgalarıyla örneğin.... Benim aklımın almadığı bu olguyu normal kabul edebilir miyiz? Ama kapitalizm tam da bu miras kavgasıdır, para için insan öldürmenin meşru sayılmasıdır, normalleştirilmesidir... Yaratmak istedikleri toplum buydu. Biz ise bunun "fıtrat" ya da "normal" olmadığımı düşünüyoruz. Kapitalizmle sosyalizm arasındaki temel fark bu kadar yalın, bu kadar sade. Kapitalizm parayı, daha fazla para kazanmayı merkeze koyan düzenin adı; sosyalizm ise insanı, insanın yaşamını, özgürlüğünü, mutluluğunu...