Bir şehrin ortasında yapayanlızsın,kimsesiz,bir başına...insanlar aceleci tavırlarla koşuşturma içinde bazıları gözünü kırpmadan telefona bakiyor. Bazıları ise gülüyor, ağlıyor. Yaşlı bir adam oturuyor tam karşına. Belki de çok şeyler geçirmiş kim bilir? Ağlayan bir cocuk annesine sarılıyor. Bir oyuncak istiyor annesi almadığı için ağlıyor. Yanlışlıkla birine çarpıyorsun,aceleci bir tavırla pardon diyip yoluna devam ediyorsun. Belki de ileride çarpıştığı insan hayatında cok önemli yer kaplayacak. Raflarda bir suru sey beğeniyorsun ama bu seferde olmasın diyip geçiyorsun. Gözün arkada kalıyor. Halbuki o raflarına o kadar çok almak istiyorsun ama alamıyorsun. Düşünsene su anda herhangi bir kaldırımda yürüdüğün herhangi bi insanla evleneceksin ya da aşık olacağın insaa daha önce konuştun. Ne garip değil mi? Bir suru sevgili gelip geçiyor el ele sen ise tek başınasın hayatında hiç aşık olmadın ya da hiç bulutlardaymis gibi hissetmedin. Okuduğun bir kitap karakteriyle defalarca ask yaşıyorsun aslında. Okuduğun kitaplardaki figuransın. Basroller bir kafede oturuyorlar hemen yan masalarındasin yada trafikte ayni anda durdunuz. Hemen yan arabaladasin. Herhangi bir insanın birisi olmak ya da en değerlisi olmak ne kadar güzel bir şey degil mi? O seni hayatının tam merkezine koyuyor hayati ikiye bölünüyor sen olmadan önce sen olduktan sonra. Onun gülümsemesi ile gülebilen onun aglmasi ile ağlayan onun tek bir hareketiyle dünyası değişen insanlar çok güzel insanlardır. Cok acıdır birisini bırakmak hani insanın kitabin sin sayfasına gelince yüreği burkulur ya o kadar kötü. Eylul,Ekim,Kasım sonbaharın ayları. En güzel aylar. Rüzgar ve güneş karışık arasına yağmur yağıyor bazense bulutlu oluyor hava. O havalarda uyumak istiyor insan sonsuz bir uyku... bunları neden mi anlatıyorum?