İnsanların açığının yüzüne vurulduğu değil, birbirinin açığını kapatmak istediği zamanda yaşamak isterdim. Herşeyin mükemmel olmak zorunda olmadığı bir çağda..
"Mesele, okuduklarımızın bizi bir yere götürmemesinde. Kendimizi okuduğumuz zaman hayatın haşiyesinde dolaştığımızı biliyoruz. Garplı bizi ancak dünya vatandaşı olduğumuzu hatırladığımız zaman tatmin ediyor. Hulâsa, çoğumuz seyahat eder gibi, benliğimizden kaçar gibi okuyoruz. Mesele burada. Halbuki kendimize mahsus yeni bir hayat şekli yaratmak devrindeyiz."
"Çünkü hakikî ölüm ıstırap değildi, kurtuluştu; hepsini hepsine bırakıyorum, sonsuzluğa karışıyorum. Aklın bittiği yerde parlayan büyük incilin kendisi oldum; ondan bir zerre değil, kendisi. Aklın serhaddinde hiçbir aydınlığın gölgelemediği yerde kendi içinden aydınlık, pırıl pırıl tutuşan büyük su nergisiyim. Fakat hayır, o bunu diyeceği yerde, "Madem ki düşünüyorum o halde varım, madem ki duyuyorum o halde varım, madem ki harp ediyorum o halde varım, madem ki ıstırap çekiyorum o halde varım! Sefilim varım, budalayım varım! Varım varım!" diyordu."
"Ölüm muhakkak ki bir akıbet. Fakat madem ki hayat denen piyango beni teşkil eden adem parçasına isabet etmiş, madem ki kâinat; her zerresiyle benim için canlanmış, o halde duyguların ve duyumların cennetinde, bu acayip Walt Disney oyununda sonuna kadar payımı almalıyım."
"Yarasa, kayalıktan sıyrıldığı zaman içi rahatlardı. Düz şosede adımlarını yavaşlatır, 'bir daha gelmem!' diye karar verirdi. Fakat bilinmezin lezzeti gariptir."