Aşiyan serisi hep karşıma çıkan ve çok önerilen bir seri olmuştu fakat bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım. Ancak ilk kitaba başlar başlamaz daha önce okumadığıma lanet ettim. İki gün içerisinde serinin iki kitabını bitirdim bile.
Konusuna gelecek olursak;
Genelleme ile başlayacak olursak bir mahalle aşkını anlatıyor fakat tabi ki bizimkisi sıradan bir mahalle aşkı değil. Gülfem, 25 yaşına girmek üzere olan haksızlığa asla gelemeyen, asi ve kendi ayakları üzerinde durabilen çok güçlü bir kadın. Kendisini hiçbir şekilde ezdirmeyişi ve ani çıkışlarına hayran kalmamak elde değildi. Savaş ise davranışları klasik bir Türk erkeği gibi gözükse de bundan çok daha fazla. Yakışıklı askerimiz hayatımda okuduğum en kaba ve kıskanç karakter olabilirdi. Yeri geldi beni kısıtlamalarıyla o kadar sinir etti ki anlatamam. Özellikle Gülfem`in hayatında daha önemli bir sıfata ulaşmamışken ona davranışlarına ayar olmuştum fakat tabi bu o güzel kalbini asla değiştirmiyor. Her ne olursa olsun Savaş büyüklerine her daim saygılı ve sevdiği insanlar için her şeyi yapabilecek fedakar bir erkek.
Gülfem ve Savaş`ın aileleri yıllardır sıka bir dostluğa sahipken son zamanlarda Savaş`ın Gülfem`e olan davranışların değişmesi ile Gülfem ister istemez kendisinin ona doğru yavaş yavaş çekildiğini hisseder. İkisi yan yana geldiğinde kavga etmeden duramayan ikili yavaş yavaş yakınlaşırken aslında Savaş`ın yıllardır karşılık beklemeyen derin bir sevginin içinde olduğunu öğrenir. Yıllar sonra aşkına karşılık bulan Savaş, aşkı için her şeyi yapmaya hazır haldedir.
Aslında diyecek bir şey bulamıyorum. Kitap o kadar naif, o kadar akıcıydı ki size anlatamam. Savaş ve Gülfem`im didişmeleri olsun, Levent ve Tarık`ın diyalogları olsun... Her şeyi ile mükemmel bir kitaptı. Yazar duyguları o kadar güzel işlemiş