^Sanki biri elini uzatsa, 'Hadi kalk,' dese, tutacak elinden, gözleri parlayacak bir an ve silkecek üzerindeki korkuyu, endişeyi. Öyle ki, sanki birini bekliyor. Onu koruyacak birini. Başdenetmen'in tüm saldırıları karşısında öyle güçsüz düşüyor, öyle korunmasız kalıyor ki kelimenin tam anlamıyla 'korunmayı' bekliyor.^
^Kapı çaldığında, önce bakmalı gelen kimmiş diye. Kapıda bizi bekleyen her neyse, ona karşı merakla, ne olduğunu anlamak niyetiyle kapıya kulak kabartmalı. Belki daha sonra kapıyı açarak, misafiri içeri davet ederiz. İstemeye istemeye. Bir an önce gitmesini isteye isteye.
Sonra belki günlerden bir gün, gitsin diye gözünün içine bakmaktansa, o hala oradayken kendi işimize bakacağız.
Zamanı geldiğinde de 'görüşmek üzere' diyerek uğurlayacağız. ^