Bu kitaba başladığımda dili sade ve anlaşılırdı; ilerledikçe merak duygusu giderek arttı. Bazı paragraflarda özellikle bir belirsizlik hissi vardı ve bu belirsizlik kitabın atmosferini daha da güçlü kıldı.
Kendi yolunu bulmaya çalışan genç bir karakterle karşılaşıyoruz. Bence bu genç, herkesin içinden bir parça taşıyor. Çünkü kafasında oturmayan sorular, anlam veremediği duygular var. Ülkesini terk etmesi; bazen yalnızlık, bazen ait olamama, bazen de içindeki boşluğu arama hâliyle birleşiyor. Ancak bu boşluğa uzun süre bir anlam veremiyor.
Kitap boyunca karakterlerin duygularını okurken, aslında kendi iç dünyamı da sorguladığımı fark ettim. Sevmenin, tutunmanın ve bazen susmanın ne kadar ağır gelebileceğini hissettiren bir anlatımı var. Abartısız, gösterişsiz ama derin.
İlerleyen bölümlerde karakterin kafasındaki sorular yavaş yavaş netleşirken, babasıyla ilgili öğrendikleri hem onun hem de benim için birçok şeyi yerine oturttu. Babasının sevgiden ne hâle geldiğini görmek, sevginin gücünün insana nasıl ağır bedeller ödetebileceğini ve insanı nasıl çaresiz bırakabildiğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Kısacası Kumdan Yürek, bende birçok duyguyu aynı anda pekiştiren; sessiz ama iz bırakan bir kitap oldu.