Beste...

Beste...
Hayalperest bir o kadar da gerçekçi.
Şimdi yağmur yağıyor, kulaklığım çalışıyor, sigaram bitmemiş, kahvem de hazır olsaydı ne de güzel bir gece olurdu. Yalnızlığımla baş başa kalacağım...
Reklam
Tam uyuyacağım. Kalbimde bir yerde bir boşluk var, birileri uğramışmı diye konturol ediyorum. Seviyorum o boşluğu. Orada yalnız olmayı. Bana ait tek yer orası...
Yalnızlık nedir? Kendinle baş başa kalmaktır, istediğini yapmak, özgür olmaktır. Hayır. Bir uçurtma değil, kuşta değil. Rüzgâr olmaktır. Güneş değil, ay da değil. Gökyüzü olmaktır. Kimi zaman yalnızlık, kendin olmaktır... ne olursa olsun yüzündeki gülümseme, gözünden akan göz yaşıdır. Yağmur da tek başına yürümek, yağmuru hissetmektir. Bir bankta oturup insanları izlerken, dünyaya dışarıdan bakabilmektir. Kendinle sohbet etmektir. Yalnızlık kendi elini tutabilmektir. Bir nevi özgür olmaktır yalnızlık. Yalnızlık çocuk kalmaktır... Kendi kitabına ayraç olmaktır...
Şu daha başından sonu belli olan televizyon dizileri. Hala izleniyormusunuz siz ya... Sadece gülüyorum beynini şu boş dizilerle dolduran insanlara. Gidin bir film izleyin en azından. Orada bir fikir var ve ya bir sonuç çıkartılıyor en azından.
Televizyon
Plasebo etkisi. Nedir biliyormusunuz? Size hiç bir etkisi olmayan ilacın sizi iyi hissetirmesi. Nasılmı? Bunu genelde şu güvenerek gittiğiniz psikologlar yapar. İyi değilsinizdir gidip ne derdiniz varsa anlatırsınız. Çıktığınızda ise elinizde bir ilaç bulursunuz ve bu ilacı kullandığınızda iyi olacağınıza inandırırsınız kendinizi. Öylede olur. O ilacın hiç bir tıbbi etkisi yoktur. Sen kendini inandırdığın için iyi olduğursun. Oysa bunu ilaçsız bir şekilde yapabilirsin. Yalnızca düşüncen psikolojini alt ediyor. Oldukça komik bir durum.
Reklam