"Biliyor musun ?Az az yaşıyorsun içimde
Oysa ki seninle güzel olmak var.
Örneğin rakı içiyoruz , içimize bir karanfil düşüyor gibi.
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda,
Midemdi,aklımda şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfil eğilimlisin,alıp sana veriyorum işte.
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel,
O başkası yok mu ? Bir yanındakine veriyor.
Derken karanfil elden ele ...
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle.
Sana değişiyorum, sana ısınıyorum, buno değil.
Bak nasıl beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce..."
"Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi .Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş arttırmak değildi .Asıl acı , kalbi baştan aşağı sancılara boğan , insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi .Kolları , başı hep dermansız bırakan , yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.