Burak

Burak
@_BurakB_
Kınayıcının kınamasından korkmayan. وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter.
Allah'a Kul
Kırıkkale Üniversitesi
Sivas
607 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Müslüman olduğu zannı galiple tahmin edilen birisinin (her ne kadar tanınmasa bile) arkasında namaz kılmak caizdir. Zannı galiple Müslüman olmadığı tahmin edilen kimsenin ise arkasında namaz kılmamak gerekir. Bu gün tağutlara velayetini tamamen vererek küfür içerikli metinlere imza atan ve bu metin içerisindeki maddeleri telaffuz eden imamlar ise zannı galiple değil kesin bir surette dinden çıkmaktadırlar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Arkasında namaz kılacağımız imam genellikle Müslümanların imamlık yaptığı bir yerde ise, o zaman o imam hakkında araştırma yapmak bidattir. Yok, eğer genellikle küfre düşmüş insanların imamlık yaptığı bir bölgede ise, o zaman araştırma yapmak (bidat olması şöyle dursun) aksine gerekli bir şeydir. Bu gün yaşadığımız coğrafya itibariyle bir insan imam olmak istediğinde, küfür içerikli maddelerin altına imza atmadan göreve başlayamıyor. Bu kesin olan ve kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bir gerçektir. Böylesi bir yerde yaşayan Müslümanların araştırma yapmaları bidat olmaktan öte dinî bir zorunluluktur.
Diyanet Vakfının hazırlamış olduğu “İman ve İbadetler” adlı İslam ilmihalinde şöyle geçer: “İmamın ergin (baliğ), belli bir aklî olgunluk düzeyine ulaşmış (âkil) ve tabii ki Müslüman olması şarttır. Küfrü gerektirecek bir inancı bulunan, bid’at ve dalalet ehlinin arkasında namaz kılınmaz.”
(İman ve İbadetler, İlmihal, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Yeni Şafak Gazetesi armağanı sf. 278.)
İslam ulemasının tamamı küfre düşmüş birisinin arkasında namaz kılmanın caiz olmayacağı noktasında icma etmiştir. İmam Şafiî “el-Umm” adlı eserinde der ki: “Şayet kâfir birisi Müslüman olan bir topluluğa imamlık yapacak olsa, Müslümanlar onun “kâfir” olduğunu bilseler de bilmeseler de namazları sahih olmaz. Onun namaz kılması -eğer namazdan önce İslam’a girecek bir söz söylememişse- kendisini İslam’a sokmaz. Onun kâfir olduğunu bildiği halde arksında namaz kılanlar çok kötü bir şey yapmış olurlar…” (el-Umm, 1/168.)
Takva üzere yapılıp sonradan kendisine Mescid-i Dırar niteliklerinden bazılarının dâhil olduğu bir mescit bu nedenle Mescid-i Dırara dönüşmediği gibi, onun isim ve hükmünü de almaz. Bunun delili Kâbe’dir. Kâbe, peygamberlerin atası İbrahim aleyhisselâm’ın eli ile tevhid ve takva üzere yapıldığı halde sonraları ona şirk ve küfür bulaşmış ve içerisine kendilerine ibadeti edilmeleri için putlar dikilmiştir. Aynı zamanda Kureyş kâfirleri de orayı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve onunla beraber iman eden ashabıyla savaşmak için bir üs gibi kullanmaktaydılar.