Burak

Burak
@_BurakB_
Kınayıcının kınamasından korkmayan. وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter.
Allah'a Kul
Kırıkkale Üniversitesi
Sivas
607 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
En ufak bir tereddüdün bulunmadığı hak şu ki; İslâm müslüman kadını evinde oturmaya çağırmıştır. Çünkü bu yolla kadının iffeti korunur, hayası muhafaza edilir. Onun sebep olacağı fitneler ve onun fitneye maruz kalması önlenir. Selef, kadının evinde kalmasını teşvik etmiştir. Onun evinde namazı kılmasının, mescidde namaz kılmasından hayırlı olduğunu belirtmişlerdir. Sevrî dedi ki: "Yaşlı dahi olsa kadın için evinden hayırlısı yoktur."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: "Bir erkek, bir kadınla halvette (başbaşa) kalırlarsa, mutlaka üçüncüleri şeytan olur." Feyzu'l-Kadîr'de dedi ki: "Mutlaka üçüncüleri şeytan olur." Vesvese ile şehveti galeyâna getirmekle, hayâyı kaldırmakla, mâsiyeti güzel göstermekle üçüncüleri olur. Ta ki cîma ile onları bir araya getirinceye ya da bundan daha aşağı cîma mukaddimelerini işletinceye kadar. Buradaki yasak, haramlık bildirmek içindir.
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden herhangi bir kimsenin her bir hali sırasında yanında şeytan bulunur. Öyle ki yemek yerken dahi onun yanında olur. Buna göre sizden herhangi birinizden bir lokma (yere) düşecek olursa, onun üzerindeki rahatsızlık verici şeyleri gidersin, sonra onu yesin ve o lokmayı şeytana terketmesin. Yemeğini bitirdiği vakit de parmaklarını yalasın. Çünkü o, bereketin yemeğinin neresinde olduğunu bilemez."
Rasûlullah (s.a.v) buyurdu ki: "Sizlerden herhangi bir kimse hanımıyla cinsi münasebetinden önce: “Allah'ın adıyla, Allah'ım şeytanı bizden uzaklaştır ve şeytanı bize ihsan ettiğin çocuktan uzaklaştır" diyecek olur da bu (yaklaşma) sebebiyle onlardan bir çocuk takdir edilir ise, şeytan ebediyyen ona zarar vermez."
Buhâri, (6/14); Müslim, (2/1028).
Belirtilen sûreler ve âyetler not edilip okunmalı.
Ebâ Leyla şöyle rivayet etti; Ben Peygamber (s.a.v)'in yanında oturuyorken bedevi bir arap onun yanına geldi ve: “Benim, ağrıları bulunan bir kardeşim vardır” dedi. Peygamber: “Kardeşinin ağrıları nedir”, diye sordu. O, “onda bir parça delilik vardır” dedi. Peygamber (s.a.v): “Git onu bana getir”, dedi. (Ebâ Leylâ) dedi ki: “Bedevi arap gitti, kardeşini getirdi. Peygamberin önünde oturttu. Peygamber (s.a.v) ona Fatiha'yı, Bakara suresinden ilk dört âyeti, ortasından "ilâhınız tek bir ilahtır" (el-Bakara, 2/163) ve Ayetü'l-Kürsî ile birlikte iki âyeti, sonundan da üç âyeti okudu. Al-i İmran suresinden de bir âyet okudu. Zannederim: "Allah kendisinden başka hiçbir ilâh olmadığını...açıkladı." (Al-i İmran, 3/18) ayetini okudu. el-A’raf suresinden de: "Şüphesiz Rabbiniz o Allah'tır ki... yarattı." (7/54) âyetini, Mü'minûn suresinden bir âyeti: "Kim buna dair hiçbir delili bulunmaksızın Allah ile birlikte başka bir ilâha ibadet ederse..." (el-Mu'minûn, 23/117) âyetini, el-Cin suresinden de bir âyeti: "Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir. O ne bir zevce edinmiştir, ne de bir evlat." (el-Cin, 72/3) âyetini, Saffat suresinin başından on âyet-i kerime, Haşr suresinden üç ayet-i kerime; "De ki: O Allah'tır, bir ve tektir" (İhlas, 112/1) suresini ve Muavizeteyn (Felak ve Nas) surelerini okudu. (Hasta olan) bedevi arap en ufak bir rahatsızlığı olmaksızın iyileşmiş olarak kalktı.