Rasûlullah (s.a.v) Allah’ın peygamberi olduğu halde kadınlarla tokalaşmaktan sakınmış ve uzak durmuş ise, günah işlemeye karşı herhangi bir korunması olmayan Müslümanların bundan sakınması çok daha önceliklidir; zira kadın, yaratılış olarak kendisine şehvet beslenilen bir varlıktır. Kadına dokunmak bu şehveti kamçılayıp harekete geçirir. İslam ise toplumun iffet ve paklığını koruma altına almak için şehveti harekete geçirmeye (vesile olan) tüm kapıları kapatmıştır.
Her kim Rasûlullah (s.a.v)'in terk ettiği (şeyleri O’nun) gibi terk ederse O’nu örnek almış, O’na uymuş ve sünnete göre hareket etmiş olur. Kim de O’nun yapmadıklarını yaparsa işte o bidat işlemiş ve nebevî metottan uzaklaşmış olur.
Rasûlullah (s.a.v) (yapmasını gerektiren birçok etken olmasına rağmen) onlarca işi yapmamış; herhangi bir engel olmamasına karşın yine de onları terk etmiştir. Bu da o işleri yapmanın meşru olmadığını ve terkinin istendiğini göstermektedir. İşte bu sebebe binaen Rasûlullah (s.a.v) ölülere Kur’an okumayı ve bayram namazları ve teravih için ezan okunmasını terk etmiştir.