Burak

Burak
@_BurakB_
Kınayıcının kınamasından korkmayan. وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter.
Allah'a Kul
Kırıkkale Üniversitesi
Sivas
607 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Vehb b. Münebbih şöyle demiştir: "Dine en çok yaklaştıran ahlâk, dünyada zâhid olmaktır. En çok uzaklaştıran da hevâya tabi olmaktır. Dünyaya rağbet ,hevâya tabi olmaktır. Mal ve makam sevgisi dünyaya rağbeti getirir. Mal ve makam sevgisinin sebebi de, haramları helal kılarak Allah'ın gaza­bına ermektir. Allah'ın gazabı öyle bir derttir ki, rızâsını almaktan başka bir devası yoktur. Allah'ın rızâsı da öyle bir şey ki hiçbir hastalık o varken zarar vermez. Her kim Rabbini razı kılmak isti­yorsa nefsine buğzetsin. Her kim nefsine buğzetmezse Rabbini razı edemez, insanoğlu dininden her hoşlanmadığı şeyi terketse birgün gelir dininden hiçbirşey kalmaz."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Vehb bin Münebbih şöyle demiştir: "Kendi ayıbını görüp başkalarının ayıplarını gör­meyenlere ne mutlu! Miskin olmadığı halde, Allah için alçak gönül­lü olanlara ne mutlu! Helalinden topladığı bir malı tasadduk eden­lere ne mutlu! İlim, hilim ve hikmet ehli ile beraber oturanlara ne mutlu! Sünneti takip edip bid'atlere sapmayanlara ne mutlu !"
Mâlik b. Enes'in bildirdiğine göre, Hişâm bir adamın hızlıca namaz kıldığını ve dua ettiğini görür. Adamı çağırarak ona şöyle der: "Senin Rabbine ihtiyacın yok mu? Ben dualarımda O'ndan tuz bile olsa istiyorum."
Süfyân es-Sevrî, eş-Şa'bî'nin şöyle dediğini nakleder: "Cennet ehlinden bazıları cehennem ehlinden olan bazı kimselere: 'Size ne oldu da cehenneme girdiniz? Oysa biz sizden öğrendikleri­mizle amel ediyorduk' derler. Onlar da: 'Biz size öğretiyor, fakat kendimiz amel etmiyorduk' diye cevap verirler."
Mescidlerde toplu tesbihatın bidat olması hk.
Birgün bir adam Abdullah b Mes'ûd'a gelerek: "Bazıları akşam namazından sonra mescidde halka kurup oturuyorlar; birisi de onlara komut vererek: 'Tekbir getirin', Tesbih getirin' ve 'Hamdedin' diyor. On­lar da bu komutlara uyarak, 'Allahu Ekber', 'Subhânallâh' ve 'Elhamdülillah' diyorlar" der. İbn Mes'ûd; "Gerçekten öyle mi yapı­yorlar?" diye şaşkınlığını belirttikten sonra: "Bir daha yaparlarsa bana haber ver" der. Kendisine birgün haber verildi. Üzerinde bir kaftan olduğu halde gelip mescidde oturdu. Onların bu harekete başladıklarını görünce ayağa kalktı, sert bir şekilde şöyle der: "Ben Abdullah b. Mes'ûd'um. Allah'a andolsun ki, siz ya kötü bir bid'at peşindesiniz ya da Muhammedin (sav) ashabından ilmen da­ha yükseksiniz." Aralarında bulunan Ma'dad: "Allah'a andolsun ki, biz ne kötü bir bid'at peşindeyiz, ne de ashaptan âlim olduğumuzu iddia ediyoruz" der. Yine aralarında bulunan Amr b Utbe ise: "Ey Ebû Abdurrahman! Biz Allah'a istiğfar ediyoruz" deyince İbn Mes'ûd: "Ne haliniz varsa görün, Allah'a andolsun ki, eğer bir daha yaparsanız yapmakla emrolunmadığmız uzak bir şeyi yapmış olur­sunuz, eğer başkalarını da buna dahil ederseniz tamamen dalalete düşersiniz" der.