Burak

Burak
@_BurakB_
Kınayıcının kınamasından korkmayan. وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter.
Allah'a Kul
Kırıkkale Üniversitesi
Sivas
607 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Ebû Zer (ra) diyor ki: "Dostum (Peygamber) bana yedi şe­yi tavsiye etti: (Madden) kendimden aşağı seviyede olanlara bakıp benden daha iyi durumda olanlara bakmamamı.Fukarayı sevip, onlara yakın olmamı. Acı da olsa, hakkı söylememi. Hiç kimseden asla birşey istemememi. Sıla-i Rahim (yakınlarımı ziyaret) etme­mi. Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmamamı, ve 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'-aliyyil-azîm' sözünü çokça tekrarla­mamı."
et-Terğîb 1/580.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ebû Zer (ra)'den şöyle rivayet olundu: "Resûlullah (s.a.v), 'Kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.(Talak/2) âyetini okumaya başladı ve nihayet bitirdi. Sonra (bana dönüp), "Ey Ebû Zer ! Eğer bütün insanlar bu âyete yapışsaydı, onlara yeterdi." dedi ve arkasından bana aynı âyeti tekrar tekrar, uykusu gelinceye kadar okudu.
Müstedrek 2/492. Ibn Kesîr 8/182. İbn Hıbbân 1547.
Enes b. Mâlik (ra)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resûlullah'ın bir devesi vardı. Adı da Adbâ' idi. Hiçbir yarışta ge­çilemezdi. Birgün bir bedevi geldi, altında da genç bir deve vardı.Yapılan yarışta Resûlullah'ın devesini geride bıraktı. Bu durum müslümanların gücüne gitti. Resûlullah, onların çehrelerinden du­rumu sezince de, gelip ona *Yâ Resûlallah! Adbâ'yı geçti.Onu geri­de bıraktı (bu nasıl olur?)' dediler. Resûlullah da, Dünyada yük­selttiği herşeyi tekrar gerisingeriye düşürmek Allah'ın bir kanunu­dur' cevabını verdi."
Fethu'l-bârî 11/340. Müslim, Ahlâk 153. Buhârî 8/131. Nesâî, Hayl bab 14. Ebû Dâvud bab 9. Müsned 3/103 253. Şerhu's-sünne 10/393.
Hz. Âişe r.anha diyor ki: "Resûlullah'ın (sav) küçük dilini gö­rebileceğim kadar, alabildiğine güldüğüne hiç rastlamadım. O, sa­dece gülümsemekle yetinirdi. Hava kapalı, ya da rüzgârlı olduğu vakit (bu durumdan hoşlanmadığı) yüzünden anlaşılırdı. (Bir gün) ona dedim ki: 'Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar, gökte bulut gördükleri zaman, yağmur yağacak umudu ile seviniyorlarken, sana bakıyo­rum, bulut gördüğün vakit bu durumdan hoşlanmadığın hemen yüzünden anlaşılıveriyor, neden?' Resûlullah, Ey Âişe! O bulutta, bir kavmin azaba duçar- edildiği azab fırtınasının bulunmadığını bana kim garanti edebilir? Unutma, bir kavim de azabı (kara bu­lutları) görmüş /İşte geliyor, bize yağmur yağdıracak' demişlerdi,' karşılığını verdi."
Buhârî 6/167. Müslim, Istiskâ lQ.Musned G/66. Müstedrek 2/456.
Abdullah b. Mes'ûd (ra) diyor ki: "Eğer ilim adamları, ilimlerini muhafaza edip, onu ehline tevdi edebilselerdi, devirlerindeki insanların efendisi olurlardı. Ne var ki onlar, ilmi dünya adamlarına verdiler. Onlar da ilim adamlarını küçük gördüler. Peygamberinizi şöyle derken işittim: 'Kim ki, bütün tasalarını bir tasa yerine koyarsa, Allah ötekilerinde ona kefil olur. Kim de, dün­ya işleri karşısında gam ve kederini çoğaltırsa, Allah, onun hangi dert vadisinde helak olacağına aldırış etmez.
et-Tergîb 4/133. Hâkim 4/328. İbn Mâce 1406