"Tatlım, sana söyledim, birini bu şekilde seviyorsan, onu seviyorsundur ve sonsuzluk bile sana yeterli görünmez. Birlikte otuz yıl da geçirmiş olsanız bir şey değişmeyecekti," dedi. "Yine de sana yeterli gelmeyecekti."
Başımı iki yana salladım. "Hayatım onun etrafında dönmeyecekse, neyin etrafında döneceğini bilmiyorum."
"Senin. Hayatın her zaman senin etrafında döner. Bu yüzden ona 'senin hayatın' deriz," dedi ve gülümsedi.
"Hayatta hayal bile edemeyeceğin şeyler olur. Ama zaman geçer, seni değiştirir, zaman değişir ve bir bakmışsın ki, kendini daha önce hayalini bile kurmadığın bir hayatın ortasında buluvermişsin."
Bay Callahan'ın benden beklediği gibi güldüm ama aslında ağlamak istiyordum. Ben asla benim canımı sıkmazdı. Tanrım, keşke ondan usanabilecek kadar zamanım olsaydı. Birini o kadar çok sevecektin ki, onun başına gelen bütün ilginç olaylar boyunca yanında olduğun için söyleyecek bir şeyin kalmasa bile, o sana gününü anlatmadan önce neler olduğunu tahmin edebilecek kıvama gelsen bile, günlerdir sana ilginç bir şey anlatmamış olsa bile, yatakta onun yanına uzanıp elini tutmaktan zevk alacaktın. İşte istediğim aşk böyle bir şeydi. Hedeflediğim ve yaşadığım aşk işte buydu.