"Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nde görev yapanlar spora ne denli yakın oldukları bilinmeyen siyasetçilerce atanmış bürokratlardır. Okul ya da kulüplerde amatör sporlardan sorumlu kişilerse çagdaş spor tekniklerinden ve iş yönetimi bilgisinden yoksun kişilerdir."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Türkiye'de gençlerin spor konusunda bir yetenek sorunu yoktur gerekli olanaklar verildiğinde uluslararası ölçütlerin en üstüne
ulaşabilirler. Sorun yetenekte değil yönetimdedir."
Dikkate alınmayan doğru tespitlerin ve uygulamaya geçirilmeyen doğru önerilerin bedelini toplumun kendisi ödüyor. Devlet toplumun hayallerini gerçekleştirmeye çalışan bir makine ve bütünsel bir işleyişe sahip bir mekanizma olarak her zaman toplumun toplam faydasını maksimize eden bir işleyişe sahip olmalı. Toplum açısından en doğru olanı seçmeye yarayan işleyişin kaybolması toplumun düzeyini vasatlığa doğru çekip potansiyelin gerçekleşememesine ve sonunda bütün toplumun bedel ödemesine neden oluyor.
Gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler arasıdaki farkı açıklayan en önemli ayırımlardan birisi bu olabilir diye düşünüyorum. "Ülkeler bireylerin en yüksek potansiyellerine ulaşmasını sağlayacak sistemler kurdukları taktirde kendilerini yukarı taşıyabilirler" demişti Daron Acemoğlu. Ancak bu sistemler de yine kişiye bağlı sistemler olmamalı. Ülkeleri sürdürülebilir şekilde ileri taşıyan şey kişilerin başardıklarını kişiye bağlı olmaktan çıkararak kurumsal sistemler hâline getirebilmekten geçmektedir.
Büyük sporcuların sadece kasları ve güçleriyle büyük olduğunu düşünenler için Atatürk'ün son kısmı ülkedeki tüm statların skorboardlarında yazılı şu sözünü hatırlıyorum. "Spor, yalnız bedensel yeteneklerin üstünlüğü sayılmaz. Kavrayış ve zekâ, ahlâk da bu işe yardım eder.
Zekâsı ve kavrayışı az olan kuvvetli kişiler, zekâsı ve kavrayışı yüksek düzeyde olan daha az kuvvetli kişilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim." Yaşar Doğu, Türk sporunun en zeki, en çevik ve ahlaklı isimlerinden birisiydi ve kendisi gibi sporcular yetiştirmek ve ülkesini gururlandırmak istiyordu.