Şiir “sözden ziyade musikiye yakın” olmak zorundaymış; “şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkı”ymış (1996, 71). Kime göre. Modern Fransız şairlerine dek dünya tarihinde şiir yazılmamış mıdır? Homeros olsa hadi be derdi, Nefi küfreder, Goethe gülüp geçerdi. Ayrıca şiir musikiye yakın olacak ve kendi doğasından –söz- uzaklaşacaksa
niçin şiirle meşgul olsun ki okur, kolayı var,
gidip direkt müzikle ilgilenir. Haşim, Homeros’a “sen sus, lirin konuşsun” diyor adeta. Âşık Veysel’i sustursak bağlamasının ne anlamı kalır.
Düşünüş ayrılığından dolayı hakaret, öteden beri bizde kullanılan aşınmış bir silâhtır ki, şerefsiz bir miras hâlinde, aynı cinsten kalem sahipleri arasında batndan batna intikal eder.
Bilir miydin o gün seni ne kadar beklediğimi
Kavak ağaçlarının esişini
Gökyüzündeki parça parça olan bulutları
Ve benim seni orada beklediğimi bilir miydin
Gördüm ki senin aklındakiler bulutlar kadar kararlıydı
Gökyüzünü kapatmaya çalışan bulutlar kadar
Benim içimdeki ise bir güneş gibi inatçıydı
O bulutlar arasından hâlâ sızmaya çalışan güneş kadar
Bilmezdin tabi, sana olan ışığımı söndürmeye çalıştığımı
Bilmezdin ne kadar çabaladığımı
Bilmezdin seni her gördüğümde içimde yeni bir gün doğduğunu
Ama ben çok iyi bilirdim o yeni günün bulutsuz olduğunu
Modern dünyada kelime yüklendiği hikmetten koparıldı ve görüntü hakikati boğarak insanı “gürültülü bir sahra”da anlatılanı anlamayan, görüneni idrak etmeyen bir varlığa dönüştürdü