Kuyucaklı yavuz

Medeniyet hoş bir anı şimdi
Diğerleri ofislerde, basın odala­rında, okullarda ve üniversitelerde zamanını boşa harcıyor. Sevgili vatanlarının parçası milyonlarca insan ise çürüyor, yozlaşıyor, sarhoş oluyor, nefretle doluyor. Ulusun temelleri çöküyor!
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tanıdık geliyor (keşke gelmese)
"Efendiler," diyordu doktor kentlerde yaşayan politika­cılara, bilim, sanat ve basın dünyasına. "Daha ne kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz? Vatanseverlikten, halka olan sevginizden, kültür hizmetlerinizden bahsediyor­sunuz. İyi de insanlar için, anavatan için, kültür için tam olarak ne yapıyorsunuz? Bazıları utanmadan ve arsızca, 'sevgili vatanını' soymaya, yağmalamaya, milyonluk vur­ gunlarına devam ediyor.
Alıntı
Sefalet öyle acıdır, tatmayan bilmez tadan unutmaz
'Burada sen yaşasan sarhoş olmakla kalmayıp içkiyle boğarsın kendini. Yaşadığımız hayatı ayıkken çekmek mümkün değil,'
Alıntı
Bazı insanlar bazı insanlara el uzatmalıdır.
"Köye girince korkutucu bir manzarayla karşılaşıyor­sunuz. Gördüklerim karşısında kendimden, insanlardan, toplumdan, sözde uygarlığımızdan utanıyorum. Uzakta bir yerlerde tiyatrolar, müzik, sanatçılar, yazarlar, parlamento, bilim akademileri varken burası milyonlarca insanın yaşa­dığı bir cehennem.
Alıntı
Utanç, yüce gönüllerde bir hissiyattır
Milyonlarca insan derin bir sefalet içinde doğuyor, yaşı­yor ve ölüyor. Böyle olması gerekiyor mu? Doğuştan zeki milyonlarca insan hayatları boyunca hayvanlar gibi cahil yaşamaya mahkum bırakılıyor. Sayısız küçük kardeşiniz kabalığa, acımasızlığa teslim ediliyor. Peki böyle mi olmalı? 'Evet, böyle olmalıdır,' derseniz sarf ettiğiniz bu iğrenç sözlerden utanmaz mısınız?"
Alıntı