Nitekim nefsine uyan, şehvetinin peşinden giden kimseler, ancak kibirle, gaflete kapılarak semâ'ya dururlar. Ahiret hallerinden, hesap ve cezadan haberleri bile yoktur. Onların yaptıkları semâ, boş bir işten ibaret olup, sadece basit bir oyundan ibâret olmaktadır.
Asıl olan sevgi ve muhabbetin olmasıdır. İnsanoğlu kendi iç dünyasında bu hislerin farkına varınca, artık o duyguları yaşatmak ve artırmak için ciddi çabalar saf etmelidir.
Âşık olan Mecnun da mâşuğu Leyla’nın hayaline aşıktır. Şayet mecazi bir muhabbetin hayali âşığa böylesi bir tesiri oluyorsa, gerçek mâşukun kendisine âşık olan kişiye bağışladığı kuvvet ve kudrete şaşmamak gerekir.